|
|
|
|

|
SULARIN
SINIFLANDIRILMASI NASIL YAPILIR?
|
|
|

|
Sulardaki
kimyasal, fiziksel, biyolojik, zehirli maddeler vb. içerikleri; Türk
Standartları 266' da belirtilen parametrelerin kabul
edilebilecek min/max değerleri ile belirtilmiştir. Bu
parametrelerin analiz edilmesi sonucunda suyun kullanım
amacına göre uygunlugu değerlendirilebilir. Bu
parametrelerden sadece birisinin standart degerler
dışına çıkması suyun içme suyu olarak kullanılmasını
engeller
|
|

|
TATLI
SU VE ACI SU NE DEMEKTİR?
|
|
|

|
Toplam
Çözünmüş Madde (TDS) suların mineral ve iyon
zenginliğini gösteren önemli parametrelerden bir tanesidir.
Tabiatta sular, kaynaklarına göre, TDS konsantrasyonları
açısından farklılıklar gösterirler.
Tatlı Su < 1 500 ppm
Acı Su 1 500 ppm - 5 000 ppm
tuzlu Su > 5000 ppm
Sularda TDS değerinin yüksek olması (> 2000 ppm) hemen
her kullanım amacı için suda iyon giderme işlemini
gerektiren bir durumdur. Bu tip bir su endüstriyel veya sosyal su
temininde kisitli amaçlar haricinde kullanılamayacağı
gibi, sulama suyu amaçlı olarak ta kullanılamaz.
|
|

|
YÜZEY
SULARI İLE YERALTI SULARI ARASINDA NE GİBİ BİR
FARK MEVCUTTUR?
|
|
|

|
Tatlı
sular, yüzeysel su kaynakları ve yeraltı sularından
temin edilir. Yüzeysel su kaynakları, bulanık ve
tortuludur: Sulama amaçlı kullanımlar
dışında mutlaka filtrasyon gereklidir. Yeraltı
suları ise, çözünmüş madde konsantrasyonu
açısından oldukça zengindir. Ancak, yeraltı
suları, kalite olarak yüzeysel su kaynaklarına göre daha
yüksek vasıftadır. Yeraltı katmanları
arasındaki süzülme esnasında yüksek miktarda katı
madde, çözünmüş formda yeraltı suyuna karışır.
Yeraltı sularının TDS açısından zengin olma
sebebi de budur. Yer altı sularında genelde rastlanan TDS
degeri 600 - 900 ppm arasındadır.
|
|

|
SUYU
İÇME SUYU OLARAK KULLANMAYACAĞIZ, SUYUN ARITILMASI
GEREKLİ MİDİR?
|
|
|

|
Musluklardan
akan su, belki dogrudan içilmeyebilir, ancak dolaylı yollardan
insan vücuduna girebilmektedir. Sebze, meyve yıkama, diş
fırçalama ve vücut temizliğinde kullanılan suyun
hijyenik olması oldukça önemlidir. Bunun dışında
bina tesisatının ve evlerdeki cihazların
korunması için suyun arıtılması gereklidir.
|
|

|
HER
TÜR SU ARITILARAK İÇİLİR HALE GELEBİLİR
Mİ?
|
|
|

|
Evet,
ancak farklı tipte sulara farklı arıtma üniteleri
gerekecektir. Sadece musluk suyu, sebeke suyu değil eğer
istenirse, deniz suyu ve atıksular bile içme suyu haline getirilebilir.
Ancak, yatırım maliyetleri ve kullanılacak cihaz
tipleri değişecektir.
|
|

|
ARITILMIŞ
SU SAĞLIKLI MIDIR?
|
|
|

|
Doğru
dizayn edilmiş arıtma sistemlerinden geçirilmiş olan
sular elbette sağlıklıdır. Ancak, dikkat
edilmeden hatalı seçilmiş olan arıtma
cihazlarından temin edilen sular zararlı olabilir ve hatta
hastalık yapabilir. Burada sorumluluk tamamıyla dizayn
mühendisine aittir. Genelde cihaz kalitesizliğinden kaynaklanan
problemler ikincil problemlerdir. Birincil problemler,
yanlış dizayndan kaynaklanmaktadır.
|
|

|
ARITMA
SİSTEMLERİ NEREDEN ALINMALIDIR?
|
|
|

|
Su
arıtma sistemleri konusunun uzmanı olan insanları
çalıştıran ve müşteriye satış öncesi ve
satış sonrası destek verebilecek olan fırmalardan
alınmalıdır. Ucuz sistemler değil işe
yarayacak sistemler, pahalı sistemler değil ihtiyacı
karşılayacak sistemler seçilmelidir. Satın alma
öncesinde mutlaka detaylı araştırma
yapılmalıdır.
|
|

|
SU
ANALİZLERİNİ NEREDE YAPTIRABİLİRİM?
|
|
|

|
Sistem
seçiminin doğru olması için mutlaka su analize
gönderilmelidir. Suyun analizini Hifzisihha Enstitüsü, üniversiteler
ve özel laboratuarlarda yaptırmak mümkündür.
|
|

|
SUDA
HANGİ ANALİZLER YAPILMALIDIR?
|
|
|

|
Görünüm,
renk, bulanıklılık, toplam sertlik, klorür,
iletkenlik, nitrit, amonyak, nitrat, demir, kurşun, mangan,
alkalinite, pH, toplam bakteri, koliform bakteri bakılması
gereken temel parametrelerdir. Bu parametreler su hakkında genel
fikir oluşumu için yeterlidir.
|
|

|
TORTU
FİLTRASYONU NASIL YAPILIR?
|
|
|

|
Genelde
görünümü bulanık ve dibinde çökelti birakan sular, tortulu
olarak degerlendirilir. Tortu, suyun kullanım amacı her ne
olursa olsun, istenmeyen bir kirliliktir. Tortu ile renk
parametrelerini birbirleriyle karıştırmamak gerekir.
Renk, genelde sularda çözünmüş organik madde veya ağır
metallerin varlığının göstergesidir. Tortunun çeşitli
şekillerde giderilmesi mümkündür. Kum ve antrasit filtreler,
otomatik geri yıkamalı tortu filtreleri ve kartuş
filtreler bu amaca hizmet eden sistemlerden
bazılarıdır. Bunlardan hem boyut olarak küçük, hem de
maliyet olarak ucuz olan kartuş ve çelik filtreler sadece süzme
görevi görür ve bu cihazların sık sık temizliğine
ve peryodik bakımına dikkat edilmelidir. Kum ve antrasit
filtrelerde ise filtrasyon sadece, süzme etkisiyle değil
aynı zamanda adsorpsiyon etkisi ile de gerçekleşir.
Doğru dizayn ve seçim yapıldıgı takdirde, oldukça
efektif ve güvenilir bir şekilde çalışırlar.
Ancak sistem dizaynında tank içi filtrasyon
hızının 20 mt/saat'i geçmemesi gerekir. Bu degeri
aşan durumlarda, sistemin adsorpsiyon etkisi
kaybolacağı gibi, basinç kaybı da artacaktır.
|
|

|
AKTİF
KARBON NEDİR? NASIL BİR ARITMA SAĞLAR?
|
|
|

|
Aktif
karbonun yaygın uygulama alanı, suyun içinde mevcut organik
madde, renk, koku, tat ve klor giderimidir. Ancak burada, sözkonusu
olan sadece fiziksel bir süzme işlemi değildir. Aktif
karbon sistemler, fiziko-kimyasal arıtma yapan sistemlerdir ve
suyun arıtılması esnasında adsorpsiyon
mekanizması işlemektedir. Aktif karbon kömürümsü ancak çok
geniş yüzey alanına (1000-1500 m2/gr) sahip bir malzemedir.
Organik kirliliğin oldugu sularda ve klor giderme amacıyla
yaygın olarak kullanılmaktadır. Aktif karbon ile
ilgili dikkat edilmesi gereken bir konu, bakteri üremesi için uygun
ortam oluşturabilmesidir. Çünkü, aktif karbon organik maddeyi
tutar ve eger suda bakteri varsa, bakteri bu organik maddeyi besin
olarak kullanarak üreyebilir. Bu gibi durumlarda bakteri
kaçağı oluşumu mümkündür. Bu sebeple aktif karbonun
öncesinde ve sonrasında suyun dezenfekte edilmesi önemlidir.
Aktif karbon sistemlerin dizaynında, ünite tankı içindeki
yatak hızının klor giderimi için 25 m/saat'i organik
madde giderimi içinse, 15 m/saat'i aşmaması gerekir. Bu
hızı aşan durumlarda ünite verimli çalışmayacaktır.
|
|

|
AKTİF
KARBON MALZEMENİN KULLANIM ÖMRÜ NE KADARDIR?
|
|
|

|
Aktif
karbon malzemenin yılda bir değiştirilmesinde fayda
vardır. Ancak bu değişim peryodu, ham suyun kalitesine
ve arıtılan su miktarına göre sıklaşabilir
ya da seyrekleşebilir.
|
|

|
SUYUN
DEZENFEKSİYONU NASIL YAPILIR?
|
|
|

|
Suyun
içindeki mikroorganizmal yaşamın kontrolü amacıyla
suyun dezenfekte edilmesi şarttır. Dezenfeksiyon
işleminin, bir çok şekilde gerçekleştirilmesi
mümkündür. Ancak, en yaygın olarak klorlama ve ultraviyole
dezenfeksiyon sistemleri kullanılmaktadır. Klor, eskiden
beri en yaygın kullanılan dezenfektandır. Yaygın
kullanımında klorun ucuz bir dezenfeksiyon sistemi
olmasının yanısıra, kalıcı etkiye sahip
olması da önemli bir etkendir. Klor, suya
karıştırıldığı anda, suyun
içindeki bazı organik maddeler ve ağır metallerle
reaksiyona geçer. Tüm reaksiyonlar meydana geldikten sonra, 0.5 mg/lt
serbest bakiye klorun suda bırakılması, nihai
kullanım noktasına kadar mikroorganizmal faaliyeti
önleyecektir. Ancak klorlama yapıldıktan sonra herhangi bir
noktada, serbest bakiye klorun aktif karbon sistem vasıtası
ile sudan alınması, arıtma sistemi sonrasında
suyu mikroorganizmal kirlenmeye açık hale getirecektir.
Klorlanmış su, aktif karbon sistemden geçirilse bile, 0,1
mg/lt bakiye klorun by-pass edilmesi tavsiye edilir. Ancak, klorun,
suyun içindeki bir takım organik maddelerle birleşerek,
insan sağlığına zararlı kanserojen kimyasal
bileşiklerin (trihalometan, kloroform vb.) oluşumuna sebebiyet
verdiği bilinmektedir. Klor kullanımı kontrolsüz
yapıldığı takdirde bu tip kimyasalların
oluşumu mümkündür. Bu sebepten dolayı, suyun dezenfeksiyonu
amacıyla değişik kimyasalların
kullanımı da her geçen gün artmaktadır. Ancak
günümüzde klor halen, en sık kullanılan
dezenfektandır. Suyun dezenfeksiyonu amacıyla
kullanılan bir diğer yöntem ise, Ultraviyole
Dezenfeksiyondur. Bu yöntemde, dalgaboyu 254.7 nanometre olan
ultraviyole ışınımı kullanılır. Bu
ışınım, suyun içindeki mikroorganizmaların,
DNA yapısında bozulmaya sebep olup, üremeyi engeller.
Ultraviyole sistemler, dezenfeksiyon amacıyla, oldukça
yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak bu
sistemlerde dikkat edilmesi gereken konu, sistemin nihai
kullanıma mümkün olduğunca en yakın yere
konmasıdır. Ayrıca, sistemden çıkan su özellikle
atmosfere açık ayrı bir üniteye girmemeli ve bekletmeden
kullanılmalıdır. Ayrıca, voltaj düşümleri
veya elektrik kesintilerinde, sistemin bir jeneratör sistemine bağlı
olması faydalı olacaktır. Sadece yüzde 10'luk bir
voltaj düşümü, sistemin etkinliğini % 20 oranında
azaltabilmektedir. Ultraviyole sistemlerin, estetik olarak görünümü
bulanık olan sularda kullanılması durumunda, suyun UV
ünite öncesinde hassas partikül tutma kabiliyetine sahip tortu
filtrelerinden geçirilerek
bulanıklılığının giderilmesi
şarttır. Zira, mikroorganizmalar, büyük partiküllerin
ışınımı engellemesi sonucu, UV üniteden
canlı çıkabilmektedir. UV ünitelerin ayrıca peryodik
bakımı önemlidir. Senede bir kere UV lamba
değişimi ve ham su kalitesine bağlı olarak,
peryodik olarak kuvars cam temizliğinin yapılması çok
önemlidir. Bu temizliğin yapılmaması, UV
ışınım etkinliğini azaltacaktır.
|
|

|
KLOR
KANSEROJEN MİDİR?
|
|
|

|
Klor
bazı organik maddelerle birleştiğinde kanserojen
bileşikler oluşturabilmektedir. Eğer klorlanan suda
organik madde var ise, kanserojen madde oluşumu mümkündür. Bu tip
kanserojen maddeler aktif karbon ile veya ters osmos ile
tutulabilmektedir.
|
|

|
OZONLAMA
NEDİR?
|
|
|

|
Klorlama
yerine kullanılabilen ve klorlamadan çok daha etkili bir
dezenfeksiyon yöntemidir. Ancak yerinde üretilmesi ve pahalı bir
yöntem olması kullanımını
sınırlandırmaktadır. Avantajı, kanserojen
kamyasal madde oluşumunun olmayışıdır.
|
|

|
BULANIK
SULARDA ULTRAVİYOLE DEZENFEKSİYON YAPILABİLİR
Mİ?
|
|
|

|
Hayır,
bulanık sular ultraviyole ışının etkisini
azaltmakta ve bakteri kaçağına neden olmaktadır.
Bulanık sularda önce filtrasyon ve bulanıklılık
gideriminden sonra UV dezenfeksiyon yapilabilir.
|
|

|
ARITMA
SİSTEMİ SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT
EDİLMELİDİR?
|
|
|

|
Sadece
yatırım maliyetine bakılarak yapılan
degerlendirmeler çok zaman yanlış sonuçlar verebilmektedir.
Ama bu, en pahalı sistem en iyisi anlamına gelmemektedir.
Sistem ve teklif değerlendirmesinde istenen sonuç için optimum
şartları sağlayan dizayn seçilmelidir. Optimum
şartların sağlanması ise aşağıdaki
unsurlara bağlıdır.
1. Seçilen su arıtma üniteleri, temin edilen
çıkış suyu nihai kullanım amacına uygun
olmalıdır. Kullanım amacının
dışına çıkan her ünite, gereksiz
yatırım ve işletme maliyeti anlamına gelir.
2.Ünitelerin seçimi esnasında hidrolik kapasite değil,
arıtma kapasiteleri gözönünde bulundurulmalıdır.
Arıtma kapasitesine göre seçilmeyen bir ünite istenen verimi
sağlamayacaktır. Tipik bir değer olarak, özellikle kum
ve aktif karbon filtreleri için tank içindeki hızın 20
mt/saat'i aşmaması gerekir. Aştığı
durumlarda, filtrenin ana işlevlerinden olan adsorpsiyon
işlevi kaybolur ve sadece süzme işlevi devam eder. Bunun yanısıra
yatak hızının artması, filtredeki basınç
kaybının da artmasına sebep olacaktır.
3.Sistem dizayn edilmeden önce detaylı bir ham su analizinin
yapılması faydalı olacaktır. Suyun içindeki
kirletici parametrelerin ölçümü sistem dizaynında vazgeçilmez
bir unsurdur.
4.Tüketilecek su miktarının doğru belirlenmesi,
optimum sistem seçimini sağlayacağı gibi, gereksiz
yatırım maliyetinden de kaçınılmasını
sağlayacaktır. 5.Su arıtma sisteminin montaj
noktası 24 saat sürekli sabit basıncın
sağlandığı bir nokta olmalıdır.
|
|

|
SERT
SU NEDİR?
|
|
|

|
Suyun
sertliği, evsel, ticari ve endüstriyel kullanımlarda en çok
rastlanan problemdir. Suya sertlik veren mineraller daha çok suda
çözünmüş olarak bulunan kalsiyum ve magnezyum mineralleridir.
Suyun sertlik sınıflaması şu şekilde
verilebilir.
Çok yumuşak 0 - 5 Fr
Yumuşak 5 - 10 Fr
Orta sert 10 - 20 Fr
Sert 20 - 30 Fr
Çok sert > 30 Fr
|
|

|
FR
(FRANSIZ SERTLİĞİ) NE DEMEKTİR?
|
|
|

|
Fransız
sertliği (Fr) veya mg/lt CaCO3 ülkemizde yaygın olarak
sertlik sınıflandırmasında kullanılan
birimlerdir. Suyun içindeki sertlik iyonlarının
konsantrasyonunu tanımlamada kullanılır. 1 Fr derecesi
10 mg/lt CaCO3 sertliğine eşittir.
|
|

|
SERT
SU NE GİBİ PROBLEMLERE SEBEP OLUR?
|
|
|

|
Sert
suyun zararları çok kısa olarak aşağıdaki
gibi verilebilir. Sert su ile evsel kullanımlarda daha fazla
sabun ve temizlik ürünü kullanılır. Sert su
değdiği her noktada temizlenmesi çok zor olan sabun
çökeleklerine neden olur.
Sudaki sertlik zamanla kendiliğinden veya su
ısıtıldığında hızla
çözünürlüğünü kaybeder ve geçtiği yüzeylere
yapışmaya başlar. Su borularının içi
hızla dolar, su basıncı ve akışı
azalır.
Suyun ısıtıldığı yüzeylerde daha da
artan kireçlenme, yalıtkanlığa sebep olur ve elektrik
tüketimini artırır. Kalorifer tesisatındaki kireçlenme
yakıt tüketiminin artmasına sebep olur.
Sabun çökeleği banyo veya dus sonrasında insan derisine
yapışır. Deri gözeneklerini tıkar ve saç
tellerini kaplayarak sertleştirir. Deriye yapışan bu
kütle, bakteri üremesi için elverişli bir ortam yaratır.
Sertlik mineralleri yemeklerde istenmeyen bir tat verir. Sert su ile
yapılan buz buğulu bir görünümde olur.
|
|

|
SU,
SERT İSE YUMUŞATMAK İÇİN NE
YAPILABİLİR?
|
|
|

|
Suyunuz
eğer 10 Fr üzerinde sertlikte ise mutlaka
yumuşatılması gereklidir. Suyu yumuşatmanın
en pratik yolu iyon değiştirici reçine kullanmaktır.
İyon değiştirici reçineli sistemler genelde sodyum
iyonları ile sertlik iyonlarını yer
değiştirterek çalışırlar. Proses
esnasında su reçine tanecikleri arasından süzülerek geçer.
Reçine tanecikleri üzerindeki elektrik yükü sodyum iyonlarını
reçine taneciği üzerinde tutar. Ancak, reçine taneciklerinin
aynı zamanda sertlik minerallerini tutma kabiliyeti de
vardır. Reçine taneciklerinin sertlik minerallerini tutma
kabiliyeti sodyum iyonlarını tutma kabiliyetine göre daha
fazladır. Bu şekilde iyon değişimi
gerçekleşir.
Belli miktarda sert su reçine yatağından geçtikten sonra,
reçine tanecikleri tamamıyla, sertlik mineralleriyle
kaplanır. Bu durumda sertlik minerallerinin tutulması son
bulur. Sertlik iyonlarının tekrar sudan tutulabilmesi için
reçine taneciklerinin sertlik minerallerinden kurtarılarak
tekrar sodyum taneciklerinin bağlanması gereklidir. Bu
işleme 'rejenerasyon' adı verilir. Rejenerasyon
esnasında tuzlu su reçine tankına verilir ve reçine sodyuma
doyurulur. Reçine tankında biriken yüksek konsantrasyondaki
sodyum iyonları sertlik iyonlarını reçine
taneciklerinden ayırır. Reçine daha sonra temiz su ile
durulanarak, fazla tuz ve sertlik mineralleri tanktan
atılır. Reçine tankı tekrar sertlik
iyonlarını tutmaya hazır durumdadır.
|
|

|
YUMUŞATMA
ÜNİTELERİNDE REJENERASYON KONTROLÜ NASIL YAPILIR?
|
|
|

|
Genelde
iki tip kontrol mekanizması vardır. Zaman kontrollü:
Kontrol grubu üzerindeki zaman saati vasıtası ile
rejenerasyon kontrolü yapılır. Tank içinde iki rejenerasyon
arası zaman aralığında yumuşatılacak su
miktarına yeterli olacak kadar reçine bulunmalıdır.
Sayaç Kontrollü: Kontrol grubu bir su sayacına bağlıdır.
Reçinenin yumuşatabileceği kadar su miktari kontrol grubuna
tanımlanır. Tank içinden belirlenen miktarda su
geçtiğinde cihaz rejenerasyona geçmek üzere sinyal alır.
Genelde iki depo arası sistemlerde kullanılır.
|
|

|
YUMUŞAK
SU İLE YIKANIRKEN DERİ ÜZERİNDEKİ KAYGANLIĞA
NE SEBEP OLUR?
|
|
|

|
Sertlik
minerallerinin sudan alınması sabunun köpürmesini ve
temizlik yapmasını kolaylaştırır.
Yumuşak su ile banyo yapılırken, sabun çökeleği
oluşumu yoktur. Deri üzerindeki kayganlık ise, doğal
ve deri için faydalı olan insan derisi yağıdır.
|
|

|
YUMUŞATILMIŞ
SU DAHA BERRAK BUZ YAPAR MI?
|
|
|

|
Yumuşak
suda bulunmayan sertlik minerallerinin buzun kalitesi ile ilgisi
yoktur. Buzun kalitesi doğrudan suyun içindeki çözünmüş
iyonlarla ilgilidir. Buz yapmada en kaliteli su ters osmos ünite ile
elde edilir. Diğer arıtma sistemleri ancak buz yapımında
kısmi iyileştirme sağlar. Kaliteli buzun
yapılabileceği suyun maksimum TDS'i, 150 mg/lt'dir.
|
|

|
YUMUŞATILMIŞ
SUYUN İÇİNDEKİ SODYUMUN SAĞLIĞA ZARARI VAR
MIDIR?
|
|
|

|
Normal
sağlıklı insanlar için problem yoktur. Ancak, sodyum
kısıtlamalı diyetli hastalarda dikkat edilmesi
gereklidir. Çünkü yumuşatma sistemlerinde özellikle 30 Fr
seviyesinden daha sert suların yumuşatılması
esnasında fazla miktarlarda sodyum iyonu verilmektedir.
|
|

|
DOĞAL
YUMUŞAK SU İLE YAPAY YUMUŞATILMIŞ SU ARASINDA NE
FARK VARDIR?
|
|
|

|
Doğal
yumuşak sular genel olarak asidik yapıya sahiptir ve çok az
çözünmüş mineral içerir. Bu da suyu korozif yapar.
Yumuşatıcılar vasıtası ile
yumuşatılmış sular ise, bazik karakterde olup,
orta derecede çözünmüş mineral içerir. Bu tip suların,
önemli bir korozif etkisi yoktur.
|
|

|
YUMUŞATILMIŞ
SU İLE BAHÇE SULAMAK DOĞRU MUDUR?
|
|
|

|
Ham
su sertliği 30 Fr üzerinde olan suların
yumuşatıldıktan sonra bahçe sulamada
kullanımı sakıncalıdır. Çünkü su
sertliği yükseldikçe suya verilen sodyum miktarı da
artmaktadır. Sodyum ise, bitki ve otların sulama suyunda
bulunması sakıncalı olan bir parametredir. Sodyum
açısından zengin sularla sulanan otlar sarımsı
renkte olur.
|
|

|
HER
TÜRLÜ SU KAYNAĞI SULAMADA KULLANILABİLİR Mİ?
|
|
|

|
Sulama
amaçlı kullanılan suların TDS değerinin yüksek
olmaması istenir. Hassas bitkilerin sulamasında 500 mg/Lt
TDS, üst limittir. 1000 - 2000 mg/Lt TDS içeren suların ise
hassas olmayan bitkilerin sulanmasında kontrollü olarak kullanımına
izin verilebilmektedir. TDS açısından fazla zengin sularla
sulanan toprak zaman içinde üzerinde bitki yeşermez duruma
gelir.
|
|

|
TERS
OSMOS NEDİR?
|
|
|

|
Ters
osmos, suyun içindeki istenmeyen tüm mineralleri sudan ayıran ve
saf su ve içme suyu teminine yönelik olarak kullanılan membran
filtrasyon prosesinin adıdır. Bu sistemler çapraz
akışlı olarak çalışırlar. Bilinen
anlamda filtrasyon prosesi değildir. Çünkü membran üzerinde
suyun geçişine izin veren gözenekler son derece ufaktır.
(Yaklaşık 1 mm'nin 2.000.000'da biri delik çapi). Böyle
ufak bir gözenekten sadece su molekülleri ve bazı çok ufak
inorganik moleküller geçebilmektedir. Diğer moleküller ise
konsantre su fazında sistemden dışarı
atılır.
|
|

|